Melik Ahmet Lisesi
  Sağlıklı İletişim
 
SAĞLIKLI İLETİŞİM

Hepimiz, anlaşmak ve önemsenmek için yaşarız. Hangi ilişki "önemli olmadığımız" türünde bir mesaj veriyorsa, o ilişkiden sıkıntı duyarız. Çocuklarımız, "Aman baba yaptıkların da neymiş! Ne olacak, bütün anne-babalar zaten çocuklarını bir ev sahibi yapıyorlar, yediriyorlar, içiriyorlar, sen de yaptıklarını bu kadar önemseme!" derlerse, biz kendimizi kötü hissederiz. Onun için hepimizin genel amacı anlaşılmak ve önemsenmektir. Esas olarak sözlerle kelimelerle anlaşıyormuş gibi görünsek de, iletişim kurmamıza yardımcı olan üç temel özellik vardır: Kelimeler, ses tonu ve beden dili.

Biz bazı duygu ve düşüncelerimizi iletmek için bazı sözler söyleriz. Duygu ve düşüncelerimizi iletmek için söylediğimiz kelimelerin yetmediğini, anlaşılmadığını hissettiğimizde ne yaparız? Birkaç kelime daha ekleriz veya bir kaç kelime çıkartırız. "Bana bir bardak su ver!" deriz. Su gelmiyorsa, "Çok susadım, bir bardak su ver, dedim!" diyerek birkaç kelime ekleriz. Ama bununla beraber, kendi duygumuzu ve düşüncemizi ilettiğimiz cümle anlaşılsın diye nelerde değişiklik yaparız? Ses tonumuzda ve beden dilimizde...

Su gelmezse sesimizin tonu daha da yükselir, veya bedenimizle konuşmaya başlarız. "Bir su istedim senden, onu bile getirmeyecek misin oğlum, kızım!" deriz ve bedenimizle konuşmaya başlarız. Gözlerimiz açılır, kızarız, bir anda gergin bir fizyolojik görünüme bürünürüz.

Kelimelerimizi çok güzel seçmeliyiz ve söylerken de nasıl söylediğimize çok dikkat etmeliyiz.

Bir yabancı ile karşılaştığımızda eğer o dili bilmiyorsak nasıl anlaşırız? Amacımız anlaşmak olduğuna göre işaretlerle anlaşmaya başlarız. Bir iletişim içerisinde esas olarak, dikkat etmemiz gereken şey kendi duruşumuz, yüzümüzdeki ifademiz ve söyleşimizdeki ses tonumuzdur. Bunları eğer başarılı bir şekilde kontrol edebiliyorsak, iletişim dersini geçtik demektir.

Yüzümüzdeki sevecenlik, ses tonumuzdaki neşe ve güven ifadesi çocuğumuza ulaşıyorsa, işler iyi gidiyor denebilir.

Mesajlarımız dalgalanma varsa "engelli iletişim" ortaya çıkmaya başlar. Benim söylediğim ve onu davet ettiğim yer başka, anlaşmak istediğim konu başka, onun verdiği cevap başka ise problemler yavaş yavaş ortaya çıkar. Engelli iletişim durumunda aile içinde bir yerlerde bazı tıkanmalar var demektir.

Özellikle gençlik dönemi, engelli iletişimle bolca karşılaşacağınız bir dönemdir. Yeter ki engelli iletişimi anne-baba olarak kendi aranızda yaşamayın. Eğer söyledikleriniz yan mesajlarla geri dönüyorsa o zaman aile içi iletişimde işler yolunda gitmiyor demektir.

Anne ya da baba çocuğuna bir şey söylediğinde, söylenen şey duvara çarpar gibi geri dönüyorsa "tıkanık iletişim" den söz edebiliriz. Tıkanık iletişimde kanallar tıkanmış, mesaj gitmekte ama geri dönmemektedir.

"İki şey ruhunuzu karartır: Konuşacakken susmak, susacakken konuşmak."

Bir iletişimin, aile içerisinde tıkanık noktalara gelmesine veya yaklaşmasına sebep olabilecek iletişim türleri üzerinde biraz durmak yararlı olacaktır. İnsan anlaşmak için vardır. Anlaşmak için de iki temel faaliyet icra ederiz. Konuşmak ve dinlemek. Dinlemekten çok konuşmayı seven bir toplumuz. Ama her ikisine de gerekli zamanı ayırabilirsek sorunlar daha az olacaktır.

Her konuşma ve her dinleme doğru bir iletişime yol açmayabilir. Öyle konuşmalar olabilir ki tıkanıklığın sebebidir. Öyle dinlemeler olabilir ki dinleyeceğim diye başlamışsınızdır, ama dinleyen siz değilsinizdir. Dinlerken eğer kelimelerin sözlük anlamları üzerinde duruyorsanız bu dinleme fizyolojik boyutta bir dinlemedir. Yani duyarsınız; "duymak" anlaşmaya yetmez. Önemli olan duymak değil anlamaktır. Anlayabilmek için de dinlemeyi bilmek gerekir.

İşte birkaç sakıncalı dinleme modeli;

Görünüşte Dinleme

Görünüşte dinleme sadece dinliyormuş gibi yapmadır. Fiilen dinlediğinizi ifade edip psikolojik olarak başka dünyalardaysanız işte o zaman görünüşte dinliyorsunuz demektir. Anlatılanları sadece duyarsınız ama jest ve mimiklerin farkına bile varamazsınız. Görünüşte dinlediğimiz zaman anlayın ki yaptığınız şey, çocuğunuz konuşurken ya da eşiniz konuşurken "Anlat anlat ben seni dinliyorum." diyerek kendi kafanızdaki ya da elinizdeki işle meşgul olmaktır. Görünüşte dinleme, "duvara konuşsan beni daha iyi anlar" dedirten bir dinleme biçimidir. Görünüşte dinleyen ailelerin içerisinde, çocukların bir süre sonra konuşmaktan vazgeçtiklerini görmek mümkündür.

Seçerek dinleme

Bazen eşinizi ya da çocuklarınızı seçerek dinlersiniz. Seçerek dinlerken konunun sizinle ilgili olan bölümünde "psikolojik dinlemeye" geçersiniz. Konuların içinden sizi ilgilendiren bölümü cımbızla çekip alırsınız. Konuşan kişi konunun bütününü önemser ve anlatır. Siz kendinizle ilgili bölümünü seçersiniz. Bir anlaşmaya varma şansınız ne yazık ki bu dinleme modelinde de yoktur.

Savunucu dinleme

Dinlerken, karşıdaki kişinin anlattıklarını kendinizle ilgili bir açık zannederek, konuşmanın içine dalıyorsanız ve kendinizi savunmaya başlıyorsanız savunucu dinleme yapıyorsunuz demektir. Savunucu dinleme modelini sizden izleyen çocuklar hemen uygulamaya başlarlar. Savunucu dinleyen çocuk her zaman garip bir şekilde kendini savunmaya geçer. Çünkü o savunma sistemleri içinde büyümüştür. Hem onun da kendini savunması lazımdır. Çocuğunuzun anlamsız savunmalar yapmasını istemiyorsanız siz de savunucu dinleme modelini kullanmamalısınız.

Tuzak kurarak dinleme

"Tuzaklı" dinlemede en temel faktör ebeveynlerin, anne-baba rolüyle, polis, öğretmen, avukat rolünü karıştırmaya başlamasıdır. Eğer baba kendini evin polisi, anne de evin başöğretmeni gibi hissetmeye başlıyorsa ve çocuklarını "acaba neyi yanlış yaptı" diye dinliyorlarsa o zaman işte bu tuzaklı bir dinleme modelidir. Tuzaklı dinleme modelinde çocuk size bir şey anlatmasa bile siz paranoid dinleme dürtünüzü devreye sokar "acaba benden bir şey mi saklıyor" gibi anlamsız düşüncelere dalabilirsiniz. Tuzaklı dinleme modeli ile karşınızdaki bireyleri anlamamız ne yazık ki mümkün değildir.

"Doğru dinleme"nin ilkeleri:

- Doğru dinlemek esas olarak, dinleyeceğinize karar vermektir.

- Doğru dinlemeyi başarabilmeniz için esas olarak susmayı kabul etmeniz gerekir. Çünkü dinlemek için susmak zorundasınız.

- Dinlerken pasif olmanız yararlıdır. Çözüm bulma çabası içine girmemelisiniz. Onun ihtiyacıyla ilgilisiniz, amacınız onun duygularını ifade etmesine ve rahatlamasına imkan sağlamak olmalıdır.

- Eğer çocuğunuz, "Bu dediğim doğru mu ne dersin anne?" diyorsa, o zaman danışma durumundadır. İletişim buraya gelmişse, fevkalade iyi demektir.

- Eğer çocuğunuz sorunlarını size danışıyorsa bu mutluluk verici bir özelliktir. Böyle bir iletişimde çözüm üretebilme ihtimali oldukça yüksektir.

- Etkin dinleme biçimini kullanmalısınız. Etkin dinlemede yapacağınız şey, çocuğunuzun söylediği cümleyi anladığınızı ona iletmektir. Çocuğun söylediklerini anlamak ise, onun söylediklerine ekleme yapmadan söylediklerini açmak demektir.

- Sadece siz konuşmamalı, monolog yerine diyalog kurmalısınız.

- Dinlerken kendinizi kontrol etmeli, problemlerinizi karşıya yansıtmamalısınız.

- Karşınızdaki insana güven ve cesaret verebilmelisiniz.

- Suçlama, yargı, genelleme ve yorumlardan genellikle uzak durmalısınız.

- İletişimin sağlıklı olabilmesi için "ben dili"ni kullanmanız yararlı olacaktır.

- Bireyler arası iletişim sırasında kullanılan "Ben dili" olumlu ve yapıcı ilişkilerin temelini sağlamlaştırırken, "sen dili" aile içi ilişkileri sarsmakta hatta yok edebilmektedir.

- Kabul etmediğiniz davranışın gerçekçi tanımını yapmalısınız.

- Bu davranışın sizde oluşturduğu etkiyi ifade etmelisiniz.

- Gencin sergilediği olumsuz davranışın size yaşattığı duyguları dile getirmelisiniz.

Çocuğunuzla sağlıklı bir iletişim kurabilmek için;

- Yıkıcı eleştirilerden kaçının. Yapıcı ve olumlu yönde tavsiyelerde bulunun.

- Ertelemeyin.

- Suçlayıcı ifadeler kullanmayın

- Onu, beğenmediğiniz yönleri ile kabullenin ama beğenmediğiniz yönleri de nedenleri ile açıklayın.

- Çocuğunuzda güçlü bir istek uyandırın.

- Onu yüreklendirin.

- Çocuğunuza karşı iyi bir dinleyici olun. Onu kendinden bahsetmesi için cesaretlendirin.

- Onunla iyi bir iletişim başlatmak için ilgilendiği şeylerden bahsedin.

- Çocuğunuzun kendini önemli hissetmesini sağlayın ve bunu içtenlikle yapın.

- Onun fikrine saygı gösterin ve asla ''Sen anlamazsın'' demeyin.

- Eğer hatalıysanız bunu hemen kabul edin.

- Konuşmaya dostça başlayın.

- Bırakın konuşmanın çoğunu çocuğunuz yapsın. Konuşmasına fırsat tanıyın.

- Empati kurun, yani onun duygularını anlamaya çalışın.

- Çocuğunuzun düşünce ve isteklerine anlayışla yaklaşın.

- Konuşmaya içten bir iltifat ve övgüyle başlayın.

- Onun hatalarına üstü kapalı bir şekilde değinin.

- Doğrudan emir vermek yerine sorular sorun.

- Gerektiğinde gururunu kurtarmasına izin verin.

- Övgü ve takdirlerinizde içten ve cömert olun.

- Hatalarının kolay düzeltilebilir gibi görünmesini sağlayın.

- Her zaman onu sevdiğinizi ve değer verdiğinizi hissettirin.

 
 
   
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=